Hayat Bilimi

seks işçisi



“bir ürünün meta olabilmesi için, kuilanım-değeri olacağı başka bir kimseye, değişim yoluyla devredilmesi gerekir” hemen kapital i’in başında yukarda verilen örnekteki alıntının devamı olan yerde böyle yazıyor. herhangi bir tartışmada baskın olmak için, eğer sosyalizmin gerçekleri ortadan kaldırılıyorsa, orada dur denir. meta üretiminin olmadığı yerde, kullanım değeri üretmek söz konusu değildir. kullanım değeri, sınıflı toplumlara özgü değil (bu arada devletin olduğu her yerde sınıf vardır, sosyalizmde sınıflı bir toplumdur. sınıflar ortadan kalktığı an, devlet zaten söner), sadece kapitalizme özgüdür. yine alıntı yaptığınız yerin bir paragraf ötesinde marx zaten bunu anlatıyor (feodal beyler vs.). sadece kapitalizme özgü olan bir şeyi, mutlak doğru ve üretim için kesinlik taşıyan bir süreç olarak değerlendirirsek, kendi aramızda anlaşamadığımız seks işçisi başlığından çok başka yere gider bu olay. yani en nihayetinde hepimiz okunmak için yazıyoruz ve bizi okuyanın, leo huberman okumuş gibi, aa bu doğruymuş, dediği anda uğraş dur. ya da politzer’in felsefenin çelişkisinin idealizm ve materyalizm olduğu gibi absürd görüşleri savunan arkadaşlar peyda olur ki, bu hiç hoş olmaz. bu arada kapital’in yazımı biraz değişiktir, i. ciltte kapitalizmin ekonomi politiğini kendisi kurar ve bunu eleştirir marx. bundan kaynaklı en son yazılmış olan bu i. cilt değil de, tüm süreçleri anlattığı iii. cildin okunması daha doğrudur. marx’ın kapital’inin i. cildinde çok fazla çelişkili bilgi vardır ve bu bizi yanıltabilir.

“artı-değeri elde etmek için, para sahibi "piyasada, kullanım-değeri, değerin kaynağı olmak gibi özel bir niteliğe sahip bulunan bir metaı bulmak ... zorundadır." (lenin)

“elmas daha çok emeğe malolduğu ve çok daha fazla değeri temsil ettiği halde, aynı ülkenin birbuçuk yıllık ortalama şeker ve kahve ürününün fiyatına ulaşamamıştır. daha zengin madenlerde, aynı nicelikteki emek, daha çok elmasta maddeleşebilir ve elmasın değeri düşebilir. eğer biz, az emek harcayarak, kömürü elmasa dönüştürmeyi başarabilseydik, elmasın değeri, tuğlanın değerinin altına düşebilirdi.” marx kapital i.’de bunu söylüyor. şimdi ihtiyaçlar ile kullanım değeri birbirine karıştırılırsa, pek tabii odun, elmastan daha önemli görülür. ama elmasın içinde nesneleşen emek, bir odunda nesneleşen emekten daha fazla olduğu için değişim değeri yüksektir. kullanım değeri, kullandığımız ya da bize yarar sağlayan şey değildir, pazardaki yarardır, kıymettir. bir kez daha söylüyorum, bu başlık altına bir daha yazmayacağım, ama ne olursunuz, bu gerçekleri çarpıtmayalım.

emek, bedenden ayrıldığı anda, kendi başına bir x olarak doğada yer alır. emek ilk başta, bedende, sonra üründe nesneleşir. bu seks işçilerini (ki wikipedia’nın alıntı yaptığı kişi, seks işçisi"ni seks endüstrisinde yer alan -striptizciler, porno oyuncuları, telefonla seks çalışanları- insanların bütününü kastedecek şekilde kullanır.) bir fabrikada çalışan işçi ile karşılaştırdığımız zaman, tabii ki yaptığımız tanıma uymayacaktır. fabrika işçisi, somut emek ile bir mal-meta yaratır ve daha sonra o emek toplumsallaştığından kaynaklı soyut emek olur. seks işçisi ise, bedeni ile zevk/haz yaratmak üzere, yarattığı şeyi, toplumsallaştırmaya çabalar. sanırım engels’ti, bir işçinin bir köleden daha beter yaşadığını, çünkü bir köle kendisini bir kez, bir işçi ise defalarca kez satmak zorundadır, diyen. bir insan, doğayı dönüştürmekten, evrim sürecine ilk yarattığına kadar, emeği ile bunları gerçekleştirmiştir. emek bu noktada her şeydir. her şeyini ve tek sahip olduğunu satan işçi, varsın bedenini kiralamadığını düşünsün, karşısındaki adamın derdi, onun beden-gücü ile yarattığı olduğu sürece, o ne sanırsa sansın. insanlar şimdiye kadar ne oldukları ya da ne olmaları gerektiği hakkında hep yanlış fikre sahip olmuştur, mu? diyordu alman ideolojisinde. bu yazıya cevap yazılacaksa, bedenini değil, beden-gücünü satıyor diye karşı çıkış yapılmasın. pazarda beden-gücü diye bir şey söz konusu değildir. işçi ve haliyle onun bedeni vardır. beden-gücü diye somut bir şey olmadığı gibi, bu somut şey, üretimde bile değil, pazara sunulan mal ile somutlanır. yani işçi bedeni doğrultusunda beden-gücü yaratmak değil, bir mal üretmek için üretim aracı sahipleriyle anlaşır. üretim aracına sahip olanın umrunda olan ise ne üretildiği değil, ona atfedilen toplumsal yarar değil, kendisinin ne kadar artı-değer ve kar elde edeceğidir. ayrıca kapitalist üretim biçiminin en baş üreticisi kapitalisttir, der marx. sermayenin dolaşım süreci böyle bir şeydir.

haz, görecelidir. bazı insanlar tiyatro oyununa gidip, para verip, onu tüketirken haz duyabilir, diğeri sakız alıp çiğnerken, diğeri sevdiği bir şarkıcının müziklerini dinlerken, bir başkası ise, internet başında zaman geçirirken. şimdi burada önemli olan, hiçbirinin ayrı ayrı niteliğinin ne olduğu değil, onların bir tüketim mekanizması içinde tüketilen olduklarıdır. bunlardan bazılarına yüce değerler atfetmemize rağmen onlarda birer metadır ve pazar için bu metaların ne olduğu değil, onların değeri önemlidir. haz görecelidir, dedik ve haz duyulan şeylerin tüketici tarafından tüketildiğinden söz ettik. şimdi eğer bir insan seks yapmaktan hoşlanıyorsa ve bir sevgilisi de yoksa bu insanlarla birlikte olabiliyor (ben böyle bir ilişkiyi desteklemiyorum, bir önceki yazımda kutsal ruhtan söz etmiştim. bu yolla değil, sevmediği bir kadınla cinsel ilişkiye girmek, insanın kendisine hakarettir. ama kişi bunu tercih ediyorsa, ben bu kişiye kendi ahlak değerlerimi dayatamam.). haz görecelidir ve herkes haz duyduğu şeyi tüketir. bu örnekte olduğu gibi. burada tükettiği hazdır, zevktir (ve bana göre kutsal ruhudur) ama kadının bedeni değildir. kadının tükettiği ise yarattıklarıdır. karşısındakine, yani alıcısına yarattığıdır. nasıl işçinin emeği değil, ürettiğinin bir önemi vardır kapitalist için, bu da böyle bir şeydir. ama tekrar söylüyorum yineden de, bir fabrika işçisi ile bu insanları karşılaştırmak doğru değildir.

“benim bilincim, beni çevreleyen şey ile ilişkilidir.



(tarih anlayışından söz ediyorlar) pratiği fikirlere göre açıklamaz, fikirlerin oluşumunu maddi pratiğe göre açıklar” (alman ideolojisi)

arz-talep dengesi içinde, kapitalist üretim sürecinde, arz edilenin talep edilmesi diye bir şey söz konusudur. sen eğer kişinin çevresini ve bilincini belli bir görüşle çevrelersen, o kişi, ona dair metaları tüketmek ister. bu bir bardakta olabilir, cep telefonu da, bilgisayarda olabileceği gibi, bir “felsefe” etrafında dış görünüşünü belirlemek de olabilir. bu belirlenim doğrultusunda ( bu durum üretim biçimi ile alakalıdır ve altyapının, üstyapıya etkisi sayılabilir) sen kendini, o düşüncenin tüketicisi olarak bulursun ve kapitalizmin o duygu ya da düşünceyi sattığından çok rahat söz edebilirsin. çünkü sistem, her tarafa sirayet etmiş ve a’dan z’ye her türlü ilişkimizde belirleyici bir unsur olarak, her yeni üretimde kendisini de yeni baştan üretmektedir. bu doğrultu da, mutsuzluğu da pazarlayıp, elbise, saç şekli, ayakkabı olarak onu satmaktan feragat etmez. bu sistemin ahlakı böyledir ve daha önce başka yerde söylediğim gibi, bu bakımdan çok tutarlıdır.

para karşılığı seks doğru bir olay değildir. bu başlık altında yazan her kişi, sanırım bunu kabul eder. lakin burada önemli olan, doğru değil ama kabul edilmez de mi olduğudur. yani kabul etsek de, etmesek de onlar vardır ve onların bu işten kurtarılması gerekmektedir. bu işçilerin zaten bu durumdan memnun olduklarını hiç düşünmedim ya da onu yapacağına böbreğini satsın, diye de hiç onlara sırtımı dönmedim. evet bir bataklığa sürüklenmiş durumdalar ve onların oradan kurtarılması gerekiyor. bu da sistemin değişmesi ile birlikte olacaktır. değiştirip yerine koymayı istediğimiz sistemde de, bu insanlar olabilir ama o zaman, sorunu kendimizde arar ve çok çabuk çözüm yoluna kavuşturabiliriz. bu insanlara yüz çevirmeden elimizi uzatıp, onları o bataklıktan çıkartıp, mücadelemize katmak dileğiyle.

son not : sorumu da tekrarlıyorum "geçimini sağlamak için birisiyle evlenen kadınında fuhuş yaptığından bahsedebilir miyiz?"

Bu Blogda Ara

Çok Okunanlar

r2d3 Dergi. Blogger tarafından desteklenmektedir.