Hayat Bilimi

28 - 30 yaş arası türk kızı depresyonu


Evliliğin, aşkın birlikte yaşatılmasından çok daha farklı bir anlamı vardır genelde bizim kızlarımız için. "Koca adayı" 'nın mali kalibresi, soyu sopu (parayla nötrlenebilir), mesleği vesaire gibi faktörlerle şekillenir ideal eş profili. Öncelikli kriterler bunlar olunca da birlikte yaşamanın kahırlı kısımları tokat gibi patlar suratlarda. Başlar şikayetler ; "bi çiçek almayı akıl edemiyor", "dışarı çıkmıyoruz", "bana kaba davranıyor", "benimle eskisi  kadar (çok-istekli) sevişmiyor", "aileme saygısız davranıyor" ve bin türlü başka şikayet. Ama zaten sen adama son dakika golü atmışsın, evde kalmayayım diye yapışmışsın ve üstelik hiçbir insani, duygusal faktöre öncelik vermemişsin. Dahası adama da haksızlık etmişsin, yalan söylemişsin belki onu senden "başka" sebeplerle sevecek, daha çok sevecek birisini bulma şansını yalan dolanla elinden almışsın.

Kurulacak "ev" ise bu yaş depresyonundaki kızımız için yuva değildir. Hangi sosyal ve ekonomik katmandaysa o imkanlar sonuna dek zorlanır. Sanki beyaz eşya şu marka ya da koltuklar bilmem nereden olmazsa olmazmış gibi triplenir hanım kızımız. Bu bile aklı olan adam için ipucudur aslında. Tabi ki elindeki avucundakini harcayacaksın kardeş, ama tartışmalar dönüp dolaşıp bilmem kimin evindeki perdenin aynısı ve/veya ankastre xyz marka mikrodalgaya kitleniyorsa o kadın senin "sevgilin" değildir. Çoğu kızımız da zaten yeni kurulan evi yuvadan çok yeni hükümranlık sahası olarak görürler. Erkekler için bir diğer hayat kurtarıcı ipucu da kızın annesinin demokrat mı yoksa despot mu olduğudur. Düzgün, dengeli kadınların yetiştirdiği kız çocukları nisbeten daha az oranda anne evinden kurtulmak için evlenirler.

Düğün zaten kızımızın hayat sahnesinde başrolde olabildiği, olabileceği tek ve biricik fırsattır. aklı olan erkek mümkün olduğunca karışmamalıdır. Bu son dakka santraforu kızlarmız zaten adı geçen süreçte kesintisiz bir muayyen gün sürecine girmişlerdir. Gözünün üzerinde kaşın var deseniz kesif bir ağlama ve huysuzluk kriziyle yüzleşir ve kendi ruh sağlığınızdan da olursunuz. Bu krizlerin ruhsal altyapısı dengesizlikten ve güven eksikliğinden beslenirken bir diğer amaç da sindirme amaçlı şirretliktir.

Evlenilir ama kızımız aradığını elbet bulamaz. Adamın o güne dek batmayan, hatta şirin bulduğu her davranışını sorgulamaya, üzerinden kasırgalar kopartmaya başlar. Kendisini sorgulayıp, ilişkisinin muhasebesini yapması da pek mümkün değildir. Hem yaptığı haltın bilinç altında farkındadır, hem de etrata çen çen edip mağdurluğunu paylaşıp zihinsel açıdan mastürbasyon yapabileceği yeni bir çevresi ve konusu vardır artık. Arada bir de çocuk yaptı mı her şey daha da beter olur. Kimsenin birbirini gerçekte sevmediği bir ilişkide çocuktan da en geç 2-3 senede bıkılır. Sonra yavruya her yaşadığı günün aile için bir külfet, masraf olduğu hissetirilerek yeni yeni psikopatlar yetiştirilir. Zaman geçer çocuk da "o" yaşlara gelir ve olaylar gelişir.

Bu Blogda Ara

Çok Okunanlar

r2d3 Dergi. Blogger tarafından desteklenmektedir.