Hayat Bilimi

Maya Takvimi'ne göre 2012 nelere gebe


21 Aralık 2012'de dünyanın sonunun geleceğine dair iddialar devam ediyor. Nasıl bir son ya da aydınlanma bu?

Görünüşe göre bilimsel temele sahip tek bir olası büyük felaket senaryosu var. O da güneş fırtınası. Bunun dışındaki tüm dünyanın sonu senaryoları, biraz şizofrenik. Güneş fırtınası ise aslında Dünya'nın değil dünya dediğimiz her şeyin sonunu getirebilecek bir güce sahip. Televizyonlar, laptoplar, iPhonelar, elektronik banka sistemleri, tüm ulaşım sistemleri... Güneş inanılmaz bir güç taşıyor. Birkaç saniyede ürettiği enerji, tüm dünyaya 10 binlerce yıl yetebilecek kadar fazla. Mayalar, İnkalar, Hintli yogilerin güneşe tapınmalarını anlamak zor değil. Biz bu enerjiyi sadece tek bir yönden alıyoruz ve magnetospher tabakasıyla filtreliyoruz. Ancak bir güneş fırtınası, o kadar yüksek miktarda enerji taşıyor ki bunu atmosferimizin filtrelemesi pek mümkün değil.


Önceki yıllara ait buna benzer örnekler var mı?

Mesela 1859'da yaşanan Carrington Olayı buna bir örnek. Bu güneş fırtınasında dünyadaki tüm elektrik sistemleri zarar gördü. O zamanlar sadece elektrikli teknoloji anlamında Kuzey Amerika'daki telgraf sistemleri mevcuttu ve tüm telgraf telleri yandı.

Bu tür olaylar ne sıklıkta yaşanıyor?
Böylesi bir olay 100 yılda bir beklenir bir durum. Bilim insanları bunun farkında ve medeniyetimizin ne kadar savunmasız olduğunu ifade ediyorlar. Yaklaşık 100 yılda bir Carrington Olayı büyüklüğünde bir güneş fırtınası olması bekleniyor. Ancak 100 yıllık süreyi çoktan aştık. Yani 2012'de böyle bir olay beklenebilir. Çünkü güneş fırtınaları 11 yılda bir gelen Solarmax dönemlerinde gerçekleşiyor. Bu güneş aktivitesinin ve güneş lekelerinin en zirveye çıktığı dönem. 2011 ortasından itibaren Solarmax'e girdik ve tahminler 2013 ortalarına kadar Solarmax'ın devam edeceği yönünde. Bu arada Rus araştırmacı Chizhevsky'nin 100 yıl kadar önce ortaya çıkardığı gibi, toplumsal hareketlenmelerin çoğu, neredeyse tüm sosyal devrimler ve büyük çatışmalar, her 11 yılda bir gelen Solarmax dönemlerinde gerçekleşir. Bunlar arasında: 1776-1783: Amerikan Devrimi, 1788-1791: Fransız Devrimi, 1914-1918: Birinci Dünya Savaşı, 1917: Rus Devrimi, 1939: İkinci Dünya Savaşı'nın Başlangıcı, 1967-69: Çekoslavakya başkaldırısı/ SSCB işgali, Woodstock ve hippi hareketini zirvesi, ABD'deki ilk büyük savaş karşıtı yürüşüler, 1989: Doğu Bloğunda devrim, Berlin Duvarı'nın yıkılması, 1989-1992: Glasnost süreci, Rusya Komünist Partisi'nin düşüşü, Körfez Savaşı, 2001: 11 Eylül olayları; terörizm karşıtı savaşın başlangıcı, sayılabilir.

Günümüze gelirsek... Tanık olduğumuz somut işaretler var mı?
Şu sıralar gerçekleşen Arap Baharı, Wall Street işgali hareketi, Avrupa ülkelerindeki toplumsal hareketler bu sayede anlaşılabilir. 2012'de hiçbir şey olmasa bile büyük toplumsal hareketlenmeler beklemeliyiz. Bunlar, 'bildiğimiz dünyanın' sonunun yakın olduğunu gösteriyor. Ancak unutmayın ki bu daha önce pek çok kez oldu. 1778 Fransız Devrimi, 1917 Rus Devrimi, 1967- 69 döneminde yaşananlar, Doğu Bloğunun 1989-1992 arasında yıkılması... Tüm bu olaylardan sonra da 'dünya değişmişti.' İnsanlık sanki her seferinde yeni bir dünyaya uyandı. Rusya ne 1917 devriminden sonra ne de buna tepki olarak gelen 1989 devriminden sonra günlük güneşlik oldu. Dünyanın temel problemleri, bu idealist devrimlere rağmen devam ediyor. Yani devrim, evrim demek değil ve bilincin evriminde belirli bir seviyeye gelmeden yapılan devrimler fayda getirmiyor.

Bilincin evrimi için bu yüzyılda neye ihtiyaç var? Bize düşen ne?

Dünya'nın sürdürülebilirliğiyle ilgili çok ciddi sorunlarımız var. Permakültür uzmanları dünyanın ekilebilir topraklarının çok ciddi kayıplarla yüz yüze olduğunu belirtiyor. Bu, gıda krizlerini getirebilecek, çok gerçek bir tehdit. Temeli tarım devrimine dayanıyor. Permakültürcülere göre artık bu felaketin önüne geçmek imkansız ve çok kısa süre içinde etkilerini hissetmeye başlayacağız. Ama bir yandan permakültür hareketi de hızla büyüyor. Sonuç olarak büyük dönüşümlerin kıyısında duruyoruz şu anda. Büyük bir felaket ve çöküş mü, yoksa büyük bir sıçrama ve aydınlık mı? Sorunun cevabı bizlerde gizli.

Son yıllarda herkes 2012'de mutlaka olumsuz bir şeyler olacağına dair şartlandı. Maya Takvimi de bunun referansı gibi... Korkular yersiz mi?
Korku söz konusu olduğunda, konuya farklı bir açıdan yaklaşmayı tercih ediyorum. İnsan ne için korkar? Bilmediğinden dolayı. En büyük korku nedir? Ölüm korkusu. Elbette hepimiz bir gün öleceğiz ve en iyisi, bu korkuyla bugün yüzleşmek. Amerikalı psikolog ve tıp doktoru Raymond Moody'nin bu konuda ilginç bir araştırması var. Klinik ölüm yaşayan 150 kişiyle görüştükten sonra vardığı sonuç, ölümün korkulacak bir şey olmadığı. Aksine huzurlu, neşeli ve yaşam dolu bir hale geliyor böylesi bir deneyim yaşayanlar. Ölmeden önce ölmek. bir tür uyanış sağlıyor hayatlarında. Mistiklerin 'Ölmeden önce ölün,' mesajı bu işte. Ölüm korkusunu yenen bir insan, hayatı da dolu dolu ve bilgece yaşamaya başlıyor. Maya büyüklerinden Don Alejandro'da benzer bir mesaj veriyor: '21 Aralık 2012'den korkmayın,' diyor. Neden mi? Öncelikle bu tarihte gerçekten önemli bir şey olup olmayacağını bilmiyoruz. Bu tarih, arkeologların bulduğu bir tarihtir ve teknik olarak tartışılan bir son tarihtir. Ayrıca bu tarih veya herhangi bir son tarih insanlarda korkuya neden olmamalı. Dünya aslında büyük bir düşüş içinde, doğayı mahvediyoruz, toplumsal değerler kayboluyor ve insanlar arası kötülükler giderek artıyor. Yaklaşan şey belki de bir tür doğal frenleme sistemidir. Mevcut endüstriler birkaç yıl içinde tüm besin kaynaklarını yok etmek üzere. Bunların farkında olan Maya büyükleri 'Büyük bir arınma yaklaşıyor,' diyorlar. Mesela Alejandro, üç günlük bir karanlığın geleceğinden bahsediyor. Bu üç gün boyunca dünyada büyük bir arınma olacak diyor.

Don Alejandro'nun bu üç karanlık günü nasıl geçirmemiz gerektiğine dair önerileri var mı?
'En iyisi, bu süreyi yaratıcımıza dua ederek geçirmek,' diye bir tavsiyesi de var bu Maya bilgesinin. Sonuç olarak güven, teslimiyet ve gönül açıklığı çok önemli. Elbette zor zamanlar olabilir. Pasif bir teslimiyet yerine aktif bir farkındalık ve fedakarlık zamanı yaklaşıyor. Bu sefer çıta çok daha yüksek ve bu zıplamayı gerçekleştirmek için hepimize çok sorumluluk düşüyor. Ekolojik, manevi ve bioenerjik olarak hazır olmalıyız.

MAYA BURCUNUZU NASIL ÖĞRENEBİLİRSİNİZ?
"Maya toplulukları pek çok farklı takvim kullanır. Bunlardan Tzolkin'de birbirini takip eden 20 burç var. Bu burçlar, 20 günlük bir döngü boyunca her gün değişir ve dolayısıyla bunları hesaplamak için sabit tablolar oluşturamıyoruz. Maya burçları, Klasik Astroloji'den farklı olarak gezegenlerin veya yıldızların konumlarına bağlı değildir. Mayalar dışarıdaki makrokozmos kadar içerideki mikrokozmosunda önemli olduğunu fark etmişler. Maya burçları, bu iç evrenimizdeki döngüleri ve gelişimi anlamamızı sağlıyor. Tzolkin Takvimi'ni takip ederek iç ve dış evrenler arasındaki uyumu güçlendiriyorlar. Hayatı ve yaratılışı kutluyorlar bu sayede. Bu hiçbir zaman bitmeyecek olan döngüler anlamına geliyor. Tzolkin Takvimi asla sonlanmayacak, sonu olan bir takvim değil bu. Hem Maya Burçlarınızı bulmanızı sağlayan hem de önümüzdeki bir yıl içinde sizin önemli günlerini otomatik olarak hesaplayan bir sistem ortaya çıktı bir ekip çalışmasıyla. http://mayaburcum.com sitesine girerek detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz."

Bu Blogda Ara

Çok Okunanlar

r2d3 Dergi. Blogger tarafından desteklenmektedir.