Hayat Bilimi

Ve İşte Onu Böyle Kaybedersin


Ve İşte Onu Böyle Kaybedersin

Boris Vian’ın Latin kökenli veya Afro-Amerikan bir genç olduğunu hayal edin. Bir caz grubunda trompet çalmayıp, Amerika’nın büyük şehirlerinin karanlık gecelerinde, Batı Yakası veya Doğu Yakası diye ayrılan çetelerinden birinde yer alan, Gangsta RAP yaptığını düşünün. Sonra o ünlü eserlerini bu yeni Boris Vian’ın yazdığını düşünün. Neler anlatabileceğini, nasıl bir dil kullanacağını, ‘on numara’ bir hikâye anlatacağını tahmin ediyorsunuzdur herhalde… 

Junot Diaz’ın ‘Ve İşte Onu Böyle Kaybedersin’i tam olarak böyle bir kitap. Anlattığı hikâyelerde aynı Vian’ın zalim ‘şaka’ anlayışına tanık olacaksınız. Koca memeli, dolgun kalçalı ‘seksi’ Dominikli kızları, baş belası arkadaşları, şans eseri ölümden dönme anlarını, uçkurunun peşinde koşarken elden kaçırılan büyük aşkları, deli gibi âşık olduğu kızın kendi abisiyle birlikte olmasına tahammül etmek zorunda kalan talihsizleri, ‘on numara kankaları’, tuhaf ebeveynleri, ‘kas yığını tekinsiz tipleri’ anlatıyor Diaz. Sıklıkla karşımıza çıkan kahramanımız Yunior’un dünyası, şu filmlerde ‘hep aynı’ şekilde gördüğümüz karakterlerin aslında nasıl bir hayata sahip olabileceğinin ispatı.


Zaten o kamera biraz içeriden görüntü vermeye başladığında, ‘festivallerden ödülle dönen’ filmler halini alır. Diaz’ın roman bütünlüğündeki öykülerde anlattıkları tam da öyle işte! Çünkü harika bir dili var… Okuyup ‘ama biraz seksist’ diyecek olanlara en başta belirtmeli, ‘ne yazık ki’ seksist pratiğe sahip bir dünyayı anlatıyor ve o dünyanın dilini kullanıyor da ondan! Mutlaka okuyun.

[Ve İşte Onu Böyle Kaybedersin / Junot Diaz / Çev.: Avi Pardo / Domingo Kitap / Öykü]

Bu Blogda Ara

Çok Okunanlar

r2d3 Dergi. Blogger tarafından desteklenmektedir.