Dövmenin yayılmasında aristokrasinin rolü - Erkekcom E-Dergi

Yeni

Post Top Ad

1 Mart 2018 Perşembe

Dövmenin yayılmasında aristokrasinin rolü


Dövme binlerce yıldır İngiliz kültürünün bir parçası. Kökenleri çok eskiye dayanan dövmenin yayılmasında İngiliz aristokrasisinin etkisi büyük oldu.
1881'de İngiltere kraliçesi Victoria'nın torunu ve gelecekteki kral 5. George 16 yaşındaydı. Gençliğe adım atmasının işareti olarak Japonya'nın Yokohama kentinde koluna kırmızı ve mavi bir ejderha dövmesi yaptırmıştı.
İngiltere'de ise gazeteler genç kral adayının dönemin modasına kendisini nasıl kaptırdığına dair hikayelerle doluydu. Bir söylentiye göre burnuna koca bir ok işareti yaptırmıştı. Bunun üzerine Danimarkalı annesi Alexandra oğluna öfkeli bir mektup yazmıştı.
Ama bir süre sonra Japon İmparator Meiji'nin karşısına çıktığında George'un kolundaki dövme ilk kez görülmüş ve böylece giderek yayılan bir akım başlamıştı.

Japonya 1868'de Batı ile ticarete kapılarını açmış, bunun üzerine Japon ürünlerine ve sanatına talep artmıştı. Avrupalı zengin aristokratlar vücutlarında Japon dövmeleriyle dönüyordu. Prensin de yaptırdığı haberleri gelince dövme İngiltere, Fransa ve ABD'de moda olmuş, sosyal statü göstergesi haline gelmişti.
1881'de Nagasaki'de bir dövmeci Avrupalı turiste dövme yaparken geyşalar da çay hazırlıyor.
Her ne kadar George o dönem bir moda yaratmış gibi görünse de aslında dövmenin tarihi çok daha eskiye dayanır.
Bilinen ilk dövme 5000 yıl öncesine kadar gidiyor. Donmuş bedeni birkaç yıl önce Alp Dağları'nda bulunan Buz Adam Otzi'de dövme izlerine rastlanmıştı. Avrupa'da dövmenin yayılması ise İngilizler vasıtasıyla oldu. Romalılar MÖ 55 yılında İngiltere'yi işgal ettiğinde buradaki insanların vücudunda mavi renkli desenler dikkatlerini çekmişti. "Britanyalılar kendilerini maviye boyuyor ve bu onlara savaşta korkunç bir görünüm kazandırıyor" diyordu Sezar. Öyle ki Avrupa'da bu insanlar Kelt dilinde 'boyalı' anlamına gelen 'Pritani' kelimesiyle anılıyordu. İşte Britanya kelimesi de buradan türemişti.
1066'da Normanlar adaya geldiğinde Britanyalıların dövme sevdası onların da ilgisini çekmiş, buradaki yerli halktan öğrendikleri ilk şeylerden biri bu olmuştu.
Fakat Britanyalıların biraz daha yakın tarihte dövme hikayesi Amerika'daki sömürgeci girişimleriyle ilgili. Kaşif Martin Frobisher 1576-78 yılları arasında Yeni Dünya'ya keşifler düzenlemiş, buradaki yerli kabilelerde dövmenin yaygın olduğunu görmüştü.
Frobisher 1577'de üç Eskimo'yu esir alıp Britanya'ya getirerek onları farklı şehirlerde sergilemiş, Kraliçe Elizabeth'in sarayına bile götürmüştü. Onların vücudundaki desenler görenleri şaşırtmıştı. Romalıların aktarımına dayanarak eski Britanyalıların yaptırdığı dövmelerle kıyaslanmak üzere Eskimoların vücutlarındaki dövmeleri gösteren resimler yapılmıştı.
Karna çizilen dev aslan dövmeleri, kadınların yaptırdığı güneş ve günebakan resimleri ile Eskimolar çok da farklı değildi kendilerinden.
Frobisher'in Eskimoları 16. yüzyılda hem Britanya'da hem de Avrupa'da vücut dövmelerine ilgiyi yeniden canlandırdı. Haçlı Seferleri ile bu eğilim giderek yayıldı. Kudüs'e giden askerler birer dövme ile dönüyordu artık.
Dövmenin İngilizce karşılığı olan "tattoo" kelimesinin kökeni ise daha yeni; Kaptan James Cook'un 18. yüzyılda Pasifik Adaları'na yaptığı gezilere dayanıyor. Tahiti dilinde 'tatau' dövme anlamına geliyor.
Dövmenin Batı dünyasında ticari bir sektör haline gelmesini sağlayanlar yine Britanyalılar oldu. Bunda Japonya'ya giden turistlerin yaptırdığı dövmelere artan ilginin yanı sıra bir mahkeme davası etken oldu.
1854'te aristokrat Roger Tichborne denizde kaybolmuş, gemisinin batıp öldüğü düşünülmüştü. 12 yıl sonra mucizevi bir şekilde Avustralya'da çıktı ortaya ve Londra'ya döndü. Fakat kardeşleri onu kabul edememiş, annelerinin ölümü üzerine aile mirasını devralması gerekirken, ona sahtekârlık davası açmışlardı.
Bu dava 1870'lerde gazete haberleriyle bütün dünyaya yayıldı. Tichborne yatılı okula giderken arkadaşları vücuduna bir dövme yapmıştı. Mahkemede bu dövmeyi göstermesi istendi. Ortada dövme filan yoktu oysa. Daha sonra bu kişinin bir Arthur Orton adlı bir sahtekar olduğu ortaya çıktı ve 14 yıl hapse mahkum edildi.

Dövmenin böylesine yaygın duyulması üzerine Sutherland Macdonald adlı girişimci bu alana el atmaya karar verdi. İngilizlerin Güney Afrika'da Zululara karşı savaşında askerlere dövme yapmayı öğrenmişti. Londra'daki ünlü bir Türk hamamında müdür olan Macdonald burada dövme yapmaya başladı. Böylece tarihteki ilk dövmeci ticari amaçla faaliyete başlamış oldu.
1880'lerde Prens George'un dövmesinin yarattığı etki onun da işlerini artırmıştı. Ünlülere yaptığı dövmeler gazetelerde haber olmuş, bütün dünyaya yayılmıştı. Talep artışına 1890'daki ilk otomatik dövme makinesi ile karşılık vermişti Macdonald. Biryıl sonra ise ABD'de başka bir makine patent almıştı.
İngiliz aristokrasisinin dövme düşkünlüğü kısa sürede Atlantik'i aşıp Amerika'ya yayıldı. Buradaki orta sınıf İngiliz aristokratlarını taklit ettiğinden New York'ta dövme salonları çoğalmaya başladı.
Son anketler Britanya'da her üç yetişkinden birinin dövme yaptırdığını gösteriyor.

Post Top Ad