Blaise Pascal Kimdir? Hayatı ve Buluşları - Erkekcom E-Dergi

Yeni

6 Ekim 2018 Cumartesi

Blaise Pascal Kimdir? Hayatı ve Buluşları


Fransız matematikçi, fizikçi, filozof Blaise Pascal, 1623 yılında Fransa’da Clermont-Ferrand’de doğar. Üç yaşındayken annesini kaybeder. 1632 yılında zamanının iyi matematikçilerinden olan baba Étienne Pascal, iki kızı ve oğlunu alarak Paris’e yerleşir. Pascal burada öğrenimine başlar.

Matematiğe ilgisi büyüktü, 12 yaşında kendi kendine geometri çalışmaya başlar. Daha o zamanlarda hiç yardım görmeden üçgenin iç açılarının toplamının, iki dik açının toplamına eşit olduğunu bulur. Daha sonra babasıyla beraber Academie Parisienne’deki derslere katılmaya başlar. 16 yaşına geldiğinde Fransız matematikçi Girard Desargues’in yardımcısı ve öğrencisi olur. 16 yaşındayken elips, parabol ve hiperbolü bir ve aynı dairenin projeksiyonları olarak görülebileceğini ispatlar ve ilk eserini Konik Kesitleri Üzerine Deneme’yi yayınlar.

Pascal’ın hesap makinası

1639 yılında da geometride Pascal’ın Esrarengiz Altıgeni’ni bulur. Bir konik içine çizilen bir altıgenin karşılıklı kenarlarının kesim noktaları doğrusaldır. İki çift paralel ise üçüncü çift de paraleldir.

Pascal, fizik olarak oldukça zayıftı, çalışmaları nedeniyle babası sağlığının bozulmasından endişe ettiği için matematik çalışmasını engellemek istese de başarılı olamaz. Pascal, Euclides’in Elements adlı geometri kitabını kısa bir zaman içinde okur ve Euclides’in ilk otuz iki önermesini Elements adlı kitabındaki sıraya göre bulur. 1642 – 1645 yılları arasında babasının vergi toplama işini kolaylaştırmak için, Pascaline olarak adlandırılan ve bugün Paris Sanayi Müzesi’nde saklanan ilk hesap makinesini icat eder.

Yirmi üç yaşlarında iken babasının tayini çıkması nedeniyle Paris’ten ayrılarak Rouen şehrine yerleşir. Pascal’ın 1646 yılında babasının hastalığı sırasında ona bakan iki din adamı nedeniyle dini konulara olan ilgisi iyice artar. Pascal’ın dine dönüş süreci üç aşamada olur: 1646’da babasının hastalığı sırasında, 1654’te babasının öldüğü gece, saklı tanrının ona göründüğü Memorial Gecesi ve hasta yeğeninin 1656’da iyileşmesi.

Pascal, 1648 yılında Torricelli’nin çalışmalarını inceler. Bir dağa çıkartılan barometredeki civa sütununun düştüğünü, yani yükseklerde hava basıncının azaldığını, civa sütununu hava basıncının tuttuğunu saptar. Böylelikle yükseklikle basıncın değiştiğini gösterir. Bu dönemde Pascal, çağdaşı René Descartes tanışır. Yaptıkları çalışmalarla ilgili fikir alışverişinde bulunsalar da pek anlaştıkları söylenemez.

Zira bu iki bilim adamının karakterleri pek uyuşmaz. Descartes, Pascal’ın 16 yaşında yazdığı konikler üzerine denemesini, eserin mükemmelliği nedeniyle bu kadar genç biri tarafından yazıldığına inanmayı açıkça kabul etmez. Daha da ileri giderek, Pascal’ın barometre deneyleri düşüncesini Fransız ilahiyatçı, felsefeci, matematikçi Marin Mersenne’nin çalışmalarından çalmış olmasından şüphelenir. Üçüncü konu ise dini düşüncelerindeki ayrılıklarıdır.


Pascal’ın yol haritasını çizmesinde yararlandığı filozoflar, Epiktetos ve Montaigne dışında, formasyonu ve sorgulama biçimiyle kendisine çok yakın, ama verdiği cevaplarla çok uzak hissettiği René Descartes’tir. Metafizik konusunda Pascal, Descartes ile iflah olmaz bir hasım olacaktır. “Kalbin, aklın asla anlamayacağı, kendine göre nedenleri vardır” sözü Pascal’ın Descartes felsefesine muhalefetini kusursuz biçimde ortaya koyar. Pascal’ın felsefesinde akıl ile sezgi birbirini reddetmeyip birbirini tamamlar.

Pascal üç şeyi birbirinden ayırır: Ten, ruh, kalp. Ten dünyevi yanımıza, ruh bilgiye, fikirler dünyasına aittir. Kalp ise inanç ve merhamete dairdir. Pascal, “Tanrı’yı kalp hisseder, akıl değil. İnanç denen budur. Tanrı kalbe duyarlıdır, akla değil” der. Kalbin, aklın asla anlayamayacağı, kendine göre nedenleri vardır derken, kimi zaman açığa vurmakta bile sıkıntı çektiğimiz küçük duygularımızdan çok, metafizik ve tanrı bilincinden söz eder. Gerçeği sadece akıl yoluyla değil, kalp yoluyla da biliriz. Kim olduğumuza dair kendimiz bize bir şey öğretemiyorsa, bunu öğrenebileceğimiz tek mercii Tanrı’dır.

Blaise Pascal, 12 Kasım 1654’e babasının öldüğü akşama dek, o çağın gözde eğlencesi olarak birçok kez kumar oynar. Kız kardeşi Jacqueline, Blaise Pascal’ın kumarla içli dışlı olduğu için onun adına kaygılanmıştır. Blaise Pascal hiçbir zaman aşırı kumar tutkusuna kapılmamış, bu oyunlara büyük bir olasılıkla Roannez çevresindeki arkadaşlarına, başta Chevalier de Méré’ye eşlik etmek için katılmıştır. Bu arkadaşlık sürecinde Blaise Pascal, kumar sorularını yanıtlamada Chevalier de Méré’ye danışmanlık yaparken yeni bir matematik dalının da yaratılmasına aracılık etmiştir.

Chevalier de Méré, Fransa’da Roannez çevresinin en renkli kişilerindendir. Yazardır, XI. Louis’in sarayında önemli kişiler konumundadır. Kırgınlıklarda arabulucu, çatışmalarda akıl hocası durumundadır. Zamanını Poitou’da malikanesi ile Paris’te saray arasında yarı yarıya bölmüştür. Chevalier de Méré’nin yazdıklarından, Pascal ile tanışmasının böyle yolculuklardan birinde gerçekleşmiş olduğu düşünülüyor.

Pascal, 1654’te daha önce Luca de Pacioli’nin, Gerolamo Cardano’nun, Galileo Galilei’nin de çalıştığı, olasılık kavramını kumardan uzaklaştırarak bilginin belirsizliğiyle ilişkilendirmiştir. Chevalier de Méré, oyun yaşamındaki deneyimlerinden türettiği iki soruyu, biri zar sorusu, öbürü de bölüştürme sorusu, Blaise Pascal’a yöneltir ve Blaise Pascal da bunları çözer, Paris’in en büyük matematikçisi olarak kabul edilen Gilles de Roberval’in eleştirileriyle karşılaşınca da yaptıklarından kuşkulanır, bu kuşkuları kafasından atabilmek için de o dönemde Fransa’nın en büyük matematikçisi olarak kabul edilen Toulouse’de yaşayan Pierre de Fermat ile yazışmaya başlar. İşte olasılık kuramı bu yazışmalardan doğar.

Pascal, Fermat ile birlikte olasılıklar kuramını kurar ve bu kuramın tüm ayrıntılarına açıklık getirir. İki bilim adamı bu kuramı oluştururken, mektup yoluyla sürekli haberleşirler. İlk yazılan mektuplar kaybolmuştur, fakat daha sonraki mektuplar hala mevcuttur.

Pascal Üçgeni
Pascal’a göre rastlantı geometriye dökülebilir. Onun olasılıklar hesabına yaklaşımı, Pascal Üçgeni denen aritmetik üçgene dayanır. Bu üçgen bir aritmetik dizgedir, (a + b)n binom açılımındaki katsayıların oluşturduğu düzeneğe verilen bir addır. Bu gizemli üçgenin, Pascal’dan 700 yıl önce Çinliler ve bazı Türk ve Müslüman matematikçiler tarafından bilindiği ortaya çıksa da, 1653 yılında yazmış olduğu Traité du triangle arithmétique kitabı nedeniyle Blaise Pascal’a atfedilir. Pascal Üçgeni gerçekten gizemli özeliklere sahiptir. Bu özelliklerin bir kısmının elde edilişini birer zeka oyunu olarak görebiliriz. Ama onlar, oyun olmanın ötesinde cebir, biyoloji, matematik, geometri, istatistik gibi bilim dallarında uygulama alanı vardır ve beklenmedik sonuçlar yaratır.

Pascal, 1658 yılında sikloid eğrisi (bir doğru boyunca dönerek ilerleyen bir çemberin üzerindeki sabit bir noktanın takip ettiği yola denir) üzerinde çalışmaya başlar. Aslında bu eğri üzerine kapsamlı ilk çalışmayı Galileo ile öğrencisi Torricelli yapmıştır ve ismini veren de Galileo’dur; ancak ilk kalıcı çalışmayı yapan Pascal olur.

Çeyrek Çemberin Sinüsleri Üzerine İnceleme (Traité des sinus du quart de cercle) isimli eserinde Alman matematikçi, filozof Gottfried Wilhelm Leibniz’in de yararlanacağı karakteristik üçgeni bulur.

Pascal, biyografilerinde ikinci dönüşüm veya ateş gecesi olarak adlandırılan dini vahiy deneyimini yaşar. Bunu Memorial olarak bilinen kısa bir notta kaydeder.
1653 yılında itibaren sıvıların kararsızlığı üzerine bir kitapçık yazar. Bu kitapçıkta kendi ismiyle anılan Basınç Kanunu’nu açıklar. Kapalı kap içerisindeki sıvının herhangi bir noktasına uygulanan basınç kabın şekli nasıl olursa olsun sıvı tarafından her noktaya aynı büyüklükte iletilir. Bu ilke, Pascal Prensibi olarak adlandırılır. Pascal Prensibi sayesinde daha sonraki yıllarda su cenderesi, sıkıştırma sistemleri (hidrolik frenler, hidrolik presler, ilaçlama pompaları), taşıma sistemleri (hidrolik liftler, vinçler, itfaiye merdivenleri, kepçe ve damperli kamyonların hidrolik kaldırma sistemleri), emme-basma tulumbalar, berber koltukları, basınç ölçmek için kullanılan araçlar (barometre ve manometre) ve bileşik kaplar yapılmıştır.

Her ne kadar Hayyam’ın binom üçgeni üzerinde çalışan ilk matematikçi o değilse de, Pascal, binom üçgeni üzerinde de çalışır ve birtakım gelişmelere zemin hazırlar.

Pascal babasının ölümünden sonra, 1654’te Jansenius’çulara (muhafazakar bir Katolik hareketi) katılır ve Hristiyan aleminin en büyük mistik yazarlarından biri olur. Onun yazıları özgünlüğü, mantığı, ikna ediciliği ve savunduğu düşünceler bakımından oldukça önemlidir. 1656’da 16. yüzyıl doğacılığıyla Roma Katolikliğini bağdaştırmaya çalışan Cizvitleri (ünlü bir Katolik tarikat) alaya aldığı ünlü Lettres Provinciales’i (Taşra Mektuplar) yazar.

Pascal, 1657’de yayımlanan Taşra Mektupları’nda (The Provincial Letters) bilginin üç temel ilkesini, kaynağını ortaya koyar: Duyular/gözler, akıl ve kalp/iman. Duyular, olgular hakkında doğru hüküm vermemizi sağlarken, akıl da idrak edilebilir ve doğal şeyler hakkında hüküm vermektedir. Kalp ise dini hakikatler ve doğaüstü şeyler hakkında hüküm vermektedir. Bilginin meydana gelmesini sağlayan bu ilkelerin her birinin ayrı objeleri vardır ve bunların her biri kendi düzeni içinde bir kesinliğe sahiptir. Ne akıl ne de duyular, bilginin ortaya çıkmasında tek başına hiçbir işe yaramaz. Duyular veya duyu verileri akla yardım eder, akıl da bunları kullanır ve birtakım soyutlamalarda veya çıkarımlarda bulunarak bilgiye dönüştürür.


Pascal, 17 yaşından itibaren hazımsızlık, mide ağrıları, halsizlik ve dayanılması güç ağrılarla uğraşır. Ancak 1658 yılından itibaren  baş ağrıları şiddetlenir ve dört yıl boyunca sağlığıyla ilgili çok zorluklar yaşar. 1662 yılında Paris’te 39 yaşında yaşama veda eder. Ölümünden sonra yapılan otopside, ağrılarının nedeninin beynindeki bir hastalıktan kaynaklandığı saptanır. Pascal’ın bilime katkıları nedeniyle Pascal adı basınç birimine, bir programlama diline ve Pascal Kuralı’na (hidrostatikte önemli bir kural) verilir. Ayrıca yukarıda bahsedildiği gibi Pascal Üçgeni ve Pascal’ın Kumarı onun adını taşımaktadır.

Pascal’ın Kumarı, kumarbazlar ihtimalleri hesaplar ve ona göre bahse girerler. Bahis konusu Tanrı’nın varlığıysa, Tanrı’nın varlığından emin olmadığınızı varsayalım, karşınızda farklı seçenekler olabilir. Tanrı’nın kesinlikle var olmadığını düşünerek hayatımıza devam edebilirsiniz. Haklıysanız, ölümden sonra bir yaşam olduğu kuruntusu olmadan yaşayacak, cennete gidemeyecek kadar günahkar olduğunuzu düşünüp azap çekmekten kurtulacaksınız. Ancak Tanrı gerçekten varsa ve siz de ona inanmıyorsanız, sadece cennete gitme şansınızı yitirmekle kalmaz, aynı zamanda sonsuza dek işkence çekeceğiniz cehenneme gidersiniz.

Alternatif olarak Pascal, hayatınızı Tanrı varmış gibi yaşamayı seçebilirsiniz der. Dua eder, kiliseye gidersiniz ve İncil okursunuz. Tanrı gerçekten varsa, bu durumda olası eni iyi ödülü kazanırsınız. Tanrı’ya inanmayı seçer de sonuçta yanılırsanız bu durumda çok önemli bir kaybınız olmaz. Pascal’ın deyimiyle, kazanırsanız her şeyi kazanacak, kaybederseniz de hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz.


“Gerçekte iki olasılık var: Tanrı vardır ya da yoktur. İki seçenek var: Tanrı’ya inanırsınız ya da inanmazsınız. İnanırsanız iyi bir insan olmaya çalışır ve bazı nimetlerden kendinizi Tanrı adına mahrum bırakırsınız. İnanmazsanız, istediğiniz gibi davranır ve yaşarsınız. Eğer Tanrı yok ve inanmıyorsanız, ne ala. Var ve inanmıyorsanız, yandınız. Tanrı yok ama olduğuna inanıyorsanız, sürdüğünüz kısıtlı hayat boşa gitti. Tanrı var ve inanıyorsanız, bu dünyada biraz kısıtlı bir yaşam sürseniz de sonsuz ödül sizin.” (Pensées (Düşünceler))

Pascal’ın ölümünden sonra, yazılarından kalan fragmanlarından yayımlanan en önemli teolojik eseri Pensées’i (Düşünceler) ile Bergson, Rousseau ve varoluşçu filozofları etkilemiştir. Pascal öldüğünde kitabını henüz tamamlayamamıştı.

“İnsan kuşkulanmanın da, onaylanmanın da, uymanın da nerede gerekli olduğunu bilmelidir. Böyle davranmayan usun erkinden anlamaz. Bu üç ilkeden yoksun insanlar vardır. Onlar kanıtlama sanatından anlamadıkları için kanıtlama gücüne dayanarak iş göremezler, neye bağlı kalmanın gerektiğini bilmediklerinden her nesneden kuşkulanırlar ya da ne zaman yargı vermenin gerektiğini bilmeyişleri yüzünden her konuya evet derler.”

“Beni yargımdan, belleğimden dolayı sevmek isteyen beni sever mi? Sevmez, ben bu nitelikleri yitirebilirim, kendimi yitirmeden yitirebilirim. Öyleyse bu ben nerededir, gövdede, tinde değilse? Ne denli sevilir gövde ya da tin, benin ortaya koymadığı, geçici olan bu nitelikleri istemeksizin? Bu kişinin tinsel tözünü ya da onda bulunan nitelikleri sıyırıp da ona karşı sevgi duyabildi mi? Bu olamaz, olsa da yersiz olurdu. Öyleyse kişi değil de nitelikler seviliyor ancak. Bu işler, görevler değerlendirilmek istenmiyor, insanlar yalnızca gizlenmiş nitelikler içinde seviliyor.” (Pensées (Düşünceler))

Bazı düşünürlerin haklı olarak, Düşünceler için büyük bir dini yaşantıyı dile getiren felsefi ana yapıt veya fikir tarihine katkıda bulunan  önemli bir kitap nitelemesinde bulunması, esere bir bütün olarak bakıldığında çok doğrudur. Bu eserde Pascal, daha çok dini düşüncelerini ele almakta ise de, akıl ile onun farklı formlarının ve kalbin dini ve epistemolojideki (insan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini inceleyen felsefe dalı) yeri ve önemi, aklın doğru kullanımı ve sınırları gibi meseleler yanında, özellikle filozofların aklına ve dini konulardaki görüşlerine yönelttiği eleştiriler üzerinde durmaktadır.

Pascal, filozoflara inanmaz ve düşüncelerine güvenmez. O, filozofların fikirlerinin insanı gurur ve şehvete sevk ettiğini, dolayısıyla onları Tanrı’dan uzaklaştırdığını düşünür. Filozoflar, kendilerini Allah’a benzeterek günahlarını kutsal kılarlar. Pascal’a göre insanın en önemli iki hastalığı, onu Allah’tan uzaklaştıran gurur ile onu dünyaya bağlayan şehvettir.

Alman filozof ve bilim adamı Gottfried Wilhelm Leibniz, kendi anlatımına göre Paris’te yaşamaya başladığı sıralarda henüz yeni ölmüş olan Blaise Pascal ile tanışamamıştır, ancak onun kardeşiyle, yeğenleriyle, kızının oğluyla ve Roannez Dükü ile tanışır ve onlarla çok sık görüşür. Pascal’ın Avrupa’da büyük heyecan yaratan toplama-çıkarma makinesini inceleyip, toplama-çıkarma-çarpma-bölme-karekök alma makinası yapar.

Bu arada Blaise Pascal’ın olasılık kuramıyla ilgili yayınlanmamış karalamalarını ailesinden alıp inceler, Pascal, Huygens ve Ötekiler adlı olasılık çalışmasını yapar. Olasılık kuramını, Euclides geometrisinde olduğu gibi, yalın sonuç çıkarma bilimi olarak kurmayı düşünen ilk kişi de olur, ancak bu düşüncenin gerçekleşmesi 1933 yılında Andrei Nikolaevich Kolmogorov’a dek bekler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Kuralları:
-Reklam ve tanıtım içeren yorumlar yasaktır.
-Küfür ve hakaret içeren yorumlar yasaktır.
-Anahtar kelime ile yapılan yorumlar yasaktır.
-Sadece konu ile ilgili yorumlara cevap verilir.